Malatyahabermalatyason dakikaenflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
13,3776
EURO
15,1838
ALTIN
768,81
BIST
1.851
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Malatya
Yağışlı
8°C
Malatya
8°C
Yağışlı
Perşembe Parçalı Bulutlu
7°C
Cuma Az Bulutlu
8°C
Cumartesi Çok Bulutlu
8°C
Pazar Çok Bulutlu
9°C

Prof.Dr. Aysun Bay Karabulut

İlk defa “Acı kayısı çekirdeğinin mikro enkapsüle edilerek kanser üzerine etkileri” konusunda ulusal ve uluslararası çalışmalar yapan ve aynı zamanda “Yaşamdan Sağlık İksirleri” kitabında konu ile ilgili çalışmalara yer veren Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, 06.09.2018 tarihinde yeni kurulan Malatya Turgut Özal Üniversitesine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Rektör olarak atanmıştır.

‘Dünya büyük bir ceviz ağacıdır…’

03.10.2021 16:10
A+
A-

Türkiye de dâhil olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde doğal olarak yetişen ceviz, insanlık tarihinin en eski bitkilerinden ve kültürel olarak da en ilgi çekici öğelerinden biridir.

Bundan dolayı da hakkında birçok efsane ve öykü, türkü ve hikâye vardır. Örneğin Batı Trakya kültüründe dünyanın büyük bir ceviz ağacı olduğu, kışın havanın soğuk olmasının güneşin ceviz ağacının köklerine gizlenmesinden kaynaklandığı ve ceviz ağacının bu dünyadan öbür dünyaya giden yolu temsil ettiği inancı yaygındır. Ölülerinin huzur içerisinde uyuması için kadınların topladıkları ceviz yapraklarını mezarların üzerine sermeleri de bu inançla ilgilidir.

Ceviz ağacı aynı zamanda kendisinden biraz da korkulan bir şeydir. Altında kötü ruhlar dinlendiği için ceviz ağacının gölgesinde uyumak hoş karşılanmaz ve bunu yapanların kötü bir hastalığa yakalanacakları düşünülür. Ceviz ağacı diken kişi, eğer cevizin gövdesine bir kasnak yerleştirmez ya da kuşağını yere serip ortasında bir delik açmazsa, ceviz ağacının gövdesi ensesi kadar olduğunda ölür. Hele geceleri ceviz ağacının altında bulunmak çok tehlikelidir. Çünkü karanlık çöktüğü zaman burası peri kızlarının mekânı olur ve bu tehlikeli varlıkları ceviz ağaçlarının altında cirit atarlar.

Bununla birlikte genç kızlar ve taze gelinler koyunlarında ceviz yaprağı taşırlarsa ejderhalardan ve perilerden korunabilirler. Uzun lafın kısası ceviz ağacı tehlikelidir. Nitekim ceviz ağacının altında başka bir bitkinin büyümemesi de ağacın bu kötücül özelliği ile ilgilidir.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Zehir salgılayan şifa

Ceviz ağacının muhtelif kültürlerde gizemli ve ürkütücü bir şey olarak görülmesinin temel nedeni, muhtemelen ağaç tarafından salgılanarak yanında ve yöresindeki bitki örtüsünü ketleyen, ayrıca insanın ceviz ağacının altında uyuması durumunda başının ağrımasına neden olabilecek bir çeşit zehir olan (ayrıca sinek ve böcekleri kovucu etkisi olup bundan dolayı haşere kovucu preparatların muhteviyatında da kullanılan) juglon adlı kimyasal bileşendir. Gelgelelim ceviz, ağacı juglon salgılasa da faydaları saymakla bitmeyen eski ve önemli bir besin kaynağımızdır.

Kültürü yapılan en eski sert kabuklu meyvelerden olup ağırlıklı olarak kuru yemiş olarak tüketiliyor olmakla birlikte, örneğin ilaç ve kozmetik ile halı ve tekstil endüstrisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Dünyadaki toplam ceviz üretiminde Çin, İran ve ABD’nin ardından dördüncü sırada olan Türkiye’nin birçok bölgesinde bol miktarda yetiştirilmekte olup ülkemizin kültürel ve ekonomik bir değeri olan ceviz, uzun süre saklanabilen ve gıdalara farklı şekillerde katılabilen bir besindir.

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Kalın gövdesi, sert, sık ve damarlı yapısı, dayanıklılığı ve iyi cila tutması gibi nedenlerle kaliteli mobilya yapımında tercih edilen sağlam bir ağaçta yetişen cevizin kendine özgü hoş bir kokusu vardır. İçindeki lezzetli meyveyi çevreleyen zarda bulunan E vitamini, bireylerin uyku mekanizmasında önemli rolü bulunan ve aynı zamanda çok kuvvetli bir antioksidan olan melatonin hormonu ile polifenol gibi bileşikler dolayısıyla diğer sert kabuklu yemişlerden daha yüksek oranda antioksidan aktivitesine sahip olan ceviz, sağlıklı yağlar, lifler, vitaminler ve mineraller içerir. Ayrıca kimyasallardan kaynaklanan karaciğer hasarını önlemede etkili olduğu bilinen antioksidanlar bakımından zengin olan gıdalar listesinde böğürtlenden sonra ikinci sırada yer almaktadır.

Dünya Sağlıklı Gıdalar (WHF) derecelemesine göre, vücudun gereksinim duyduğu miktarın yüzde 85’ini karşıladığı Omega-3 bakımından mükemmel, manganez bakımından en iyi, bakır ve triptofan bakımından ise iyi olarak nitelendirilen ceviz, kırışıklık ve yaşlanma belirtilerini önleyen (bu özelliğinden dolayı birçok kozmetik ürününde kullanılmaktadır) B vitaminlerine ek olarak A ve E vitaminleri, magnezyum, fosfor, potasyum, kalsiyum, demir ve çinko açısından da oldukça zengindir.

Geleneksel bir ilaç…

Geleneksel tıp uygulamalarında hem meyvesi hem de yaprakları ile önemli bir yeri olan ceviz, eski zamanlardan beri kas tedavisi ve sindirim sistemini yatıştırmada ilaç olarak kullanılmış, bu kadim meyvenin beyni geliştirdiğine, baş rahatsızlıklarına iyi geldiğine, zihinsel gelişime katkı sağladığına ve duyguların kontrol edilmesine imkân sağladığına inanılmıştır.


Nitekim bugün de halk tıbbında taş dökücü ve idrar söktürücü olduğuna, astım, öksürük ve kansızlığa iyi geldiğine, hamilelik sürecinde kusmayı engellediğine ve kilo aldırdığına inanılan cevizin dış kısmında bulunan yeşil kabuğun sıkılarak kaynatılması ile elde edilen sıvı ya da ceviz yaprağından imal edilen lapa sivilceleri, yaraları ve şişmiş salgı bezlerini iyileştirmek, ceviz yağı boğaz ağrılarını gidermek, cevizin yaprağı, yeşil kabuğu ve erkek çiçeklerinden yapılan merhem ise egzama, akıntılı yara, çıban ve cüzzam gibi deri rahatsızlıkları tedavi etmek kullanılmaktadır.

Halk arasında “beyne benzediği için zihin sağlığına iyi geldiği” şeklinde yaygın bir inanış olan ceviz, içeriğinde bulunan çoklu doymamış yağlar, polifenoller ve E vitamini gibi maddeler dolayısıyla beyindeki oksidatif hasarı ve iltihabı azalttığı için gerçekten de bu türden bir etkiye sahiptir. Cevizin “beyin gıdası” olarak nitelendirilen Omega-3 açısından zengin olması da bu açıdan önemlidir.

Nitekim yapılan hayvan deneyleri, kuşkusuz bu amaçla daha fazla çalışma yapılmasına gereksinim olmakla birlikte cevizin öğrenme becerilerini arttırdığını, hafızayı güçlendirdiğini ve kaygı azaltma noktasında fonksiyonel olduğunu göstermiştir. Ayrıca depresyona da iyi geldiği ve özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı ya da öğrenme sorunları gibi çeşitli bozuklukların giderilmesine katkı sağladığı klinik deneyler tarafından ortaya konulmuştur. İlave olarak bunama ve epilepsi gibi bilişsel bozuklukların tedavisinde de etkili olduğu kayıtlara geçmiştir.

Anlamayı artırıyor

Yapılan gözlemler, cevizde diğer kabuklu yemişlerden çok daha yüksek miktarlarda bulunan ve vücudun kendisinin üretemeyip dışarıdan alması gereken, ayrıca kalp ve damar sistemini koruyan, anlama ve kavrama kabiliyetini arttıran, astım hastalığında yangı veya iltihabı azaltan, zamanla ilerleyip şekil bozukluğuna ve hareketsizliğe neden olan bir kronik rahatsızlık olan romatoid artrid ile egzama ve sedef türü hastalıkların tedavisinde kullanılan, eksikliği durumunda ise anne karnındaki bebeklerde daha sonraları görülen kalıcı zekâ geriliklerine ilave olarak işitme, görme ve kavrama fonksiyonlarında bozulmaların ortaya çıkmasına sebebiyet veren Omega-3 ve Omega-6 yağlarının her bir gramının kalp hastalığından ölme riskini yüzde 10 oranında azalttığını ortaya koymuştur. Yine cevizin içeriğindeki bakır, fosfor ve esansiyel yağ asitleri ile özellikle kemik sağlığı açısından oldukça faydalı olduğu ve diş taşlarının temizlenmesine katkı sağladığı bilinmektedir.

Cevize ile ilgili bilimsel araştırmalar, yemek sırasında ceviz tüketmenin, oksitlendiğinde atardamarda birikmeye neden olup bir çeşit damar rahatsızlığı olan ateroskleroza yol açan ve kötü kolesterol olarak adlandırılan LDL’nin oluşturduğu oksidatif hasarı giderdiğini, bir başka ifadeyle kolesterol dengesi açısından yararlı olduğunu göstermiştir. Kolesterole yapısal olarak benzeyen fitostereol bakımından zengin olan ve iyi kolesterolü yükselterek kötü kolesterolü düşüren ceviz, aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını engellemekte ve kan dolaşımını düzene sokmaktadır. Vücudun normal bir zarara karşı verdiği koruyucu bir tepki olan enflamasyonu azalttığı, el ve ayaklardaki terlemeleri azalttığı bilinen cevizin, oluşum mekanizmalarında enflamasyon göstergelerinin rol oynadığı Alzheimer ve diyabet başta olmak üzere birçok kronik hastalığa karşı mücadele ettiğini özellikle vurgulamak gerekir. Ceviz, diyabet hastalarının kalp hastalığına yakalanma risklerini azaltmaktadır. Bilimsel araştırmaların bağırsaklardaki yararlı bakterilerin artmasını sağlayarak bağırsak florasını düzene koyduğunu bulguladığı cevizin kansere yol açan süreçleri engellediği bilinen ellagik asit içerdiği bilinmekte ve buna bağlı olarak da meme, prostat ve kolorektal kanserlere yakalanma riskini azaltabileceği düşünülmektedir. Aynı şekilde bağışıklığı arttırdığı ve ihtiva ettiği yüksek miktarda kaliteli lif dolayısıyla mide asidini kontrol edip sindirimi kolaylaştırdığı, reflü ve ülser gibi rahatsızlıkların şiddetini azalttığı da malumdur. Yine kolit ağrıları, adet düzensizlikleri, saç kuruluğu, kepeklenme ve baş yaralarının tedavisinde etkili olan cevizin, safra taşı oluşumu engellemesine ilave olarak üreme ve sperm sağlığı açısından faydalı etkiler ürettiğini gösteren bazı araştırmaların bulunduğu da not edilmelidir.

Zayıflamak için de birebir

Kalorili bir besin olmasına karşılık iştah kontrolü açısından oldukça işlevsel olması, cevizi fazla kiloların verilmesinde de etkili kılmaktadır. Örneğin sabahları düzenli olarak aç karnına ve kahvaltıdan ortalama yarım saat önce içilen ceviz suyu tokluk hissi vererek daha az yiyecek tüketimi sağlayacak ve bu şekilde kilo vermeye katkı sunacaktır. Nitekim obezite sorunu olan bireyler üzerinde yapılan bazı araştırmalarda cevizin ve ceviz ile yapılan bazı besinlerin iştahı kontrol altına aldığı ve açlık hissini azalttığı, ayrıca kek ve patates kızartması gibi kalori deposu yiyeceklere dönük eğilimi körelttiği tespit edilmiştir. Bu özelliği ile kan şekerinin kontrol altına alınmasına da katkı sağlayan ceviz, çeşitli kalp hastalıkları ve inme gibi risklere teşne olan yüksek tansiyonlu bireylerde ve stres altındaki sağlıklı kişilerde kan basıncını düşürebilmektedir.

Kilo verme konusunda son olarak vurgulanabilecek bir husus daha vardır. Ceviz, biyolojik kalitesi yüksek olup kolay hazmedilen proteinleri yüksek miktarda ihtiva etmesinden dolayı vejetaryen beslenme diyetleri için de uygun bir besindir. Özellikle baklagiller ile birlikte tüketildiğinde insan vücudunun gereksinim duyduğu protein miktarını karşılayabiliyor olması, cevizi bu tür beslenme rejimlerinin önemli bir bileşeni kılmaktadır.

aysunbay@hotmail.com

ETİKETLER:
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.