TİKA´dan 2. Balkan Buluşması


Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, "Balkanlar´ın çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli yapısı, çatışmaların ve kargaşa ortamının değil, huzur ve barışın ve birlikte yaşamanın sembolü olmadıkça dünya barışı da mümkün değildir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, TİKA tarafından düzenlenen "2. Balkan Buluşması-Tarih Kültür ve Kimlik" konulu toplantıya katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Çavuşoğlu, "Balkanlar, tarihte Osmanlı Devleti´nin ve hatta şimdi de dünyanın farklılıklarla bir arada yaşama deneyiminin mücevher niteliğinde bir örneğidir. Balkan tarihindeki önemli kırılma noktalarını idrak edeceğimiz bu programda, Balkan coğrafyasının yalnızca çatışma ve istikrarsızlıklarla değil aynı zamanda barışın ve refahın hakim olduğu dönemlerdeki toplumsal süreçlere de vakıf olacağız. Şimdilerde bazıları, bundan sonra Balkanlar´ın Avrupa´nın sınırında istikrarsız bir bölge olacağını öne sürüyorlar. Peki, gerçekten öyle mi? Bu sorunun cevabını inşallah hep birlikte değerli akademisyenlerimizin sunacakları bildirilerdeki tarihsel çalışmalara başvurarak, geçmişle günümüz arasında mukayeseler yapacağız. Balkanlar´da çok kültürlülüğün, barışın ve istikrarın sürekliliği için önemli unsurları ve bu unsurların tam aksini savunanların temel maksatlarına işaret edeceğiz. 90´lı yıllardaki savaş ortamından neredeyse Kosova´nın bağımsızlığına kadar Batı ülkelerinin Balkanlar´da aktif ve etkili rol oynadıklarını biliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Günümüz dünyasının karanlık tablosunda bizim medeniyetimiz çokluk içinde birlik sunan bir barış medeniyeti olarak cazibesini korumaktadır"
Çok kültürlülüğün en bariz örneklerinden olan Balkanlar´ın yeniden çıkarlarının peşinden koşan Avrupa ve Batı´nın ilgi alanına girmesinde nelerin etkili olduğu konusuna değinen Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"Aslında buna cevap olabilecek, yakın zamanda yayınlanmış ve dikkatimi çeken çok ilginç bir rapor var. Amerikan Dış Politika Milli Komitesi´nin ve ABD´nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Doğu-Batı Enstitüsü´nün içinde bulunduğumuz ayın içerisinde yayımladıkları ´Batı Balkanlar için Eylem Zamanı: Amerikan Diplomasisi İçin Reçeteler´ adlı rapor. Balkanlar´da istikrarsızlık tehlikesi çanlarının çaldığını ve Batılı siyasetçilere ABD ve Avrupa Birliği´nin Balkanlar´daki etkisini artıracak politikalar geliştirmelerini tavsiye ediyor. Raporda aynen şu ifade de yer alıyor; ´ABD ve Avrupa, Balkanlar´a olan ilgisini azalttığı için Türkiye´nin etkisi arttı.´ Cumhurbaşkanımızın geçtiğimiz günlerde Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ile gerçekleştirdikleri Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi oturumunun ardından düzenlenen basın toplantısında da söylediği gibi, ülkemizin çabaları kriz ve istikrarsızlıktan medet umanların planlarına büyük darbe indirmektedir. Temel gayesi Balkanlar´ın barış ve istikrarına katkı vermek, güçlü işbirlikleri oluşturmak olan ülkemizin bu çerçevedeki çabaları manipüle edilmeye çalışılmaktadır. Özellikle 90´lardan itibaren dünyada Batı´ya özendirme üzerine kurulu modernleşme projesinin hareket coğrafyası Balkanlar oldu. Ancak maksatlarına ulaşamadılar. Zira karşılarında hiçbir şekilde kendini ne dilde, ne dinde, ne kültürde ne de etnik kökende üstün görmeyen insanların hep birlikte ´Balkanlar´ olarak gören ve tarihi ve kültürel köklerine bağlı bir medeniyet bakiyesi buldular. Günümüz dünyasının karanlık tablosunda bizim medeniyetimiz çokluk içinde birlik sunan bir barış medeniyeti olarak cazibesini korumaktadır."

"Osmanlı Devleti´nin Balkanlar´daki çok kültürlülüğün ve birlikte yaşamanın nişanesi olan eserlerinin restorasyonunda da TİKA büyük rol oynamaktadır"
"Batılılar tarafından gayri-meşru ilan edilen bir tarihiniz var" diyen Çavuşoğlu, "Sözlü ve yazılı tarihinizi, geleneğinizi, birlikte yaşama ve üretme kültürünüzü reddetmenizi, etrafınızda inşa ettiğiniz tarihi yok saymanızı ve farklılık sebebiyle birbirinize şiddet uygulamanızın doğal olduğu fikri gibi aslında Batı kültüründe var olan, kendi kültürel ve tarihi mirasınıza uymayan değerlerle geçmişi anlamaya çalışıyorsunuz. İşte tüm bu sorular muvacehesinde Türkiye´nin sorumluluğum altında bulunan TİKA aracılığıyla Balkanlar´daki barış ve istikrara katkısı, toplumsal refahın artması için gerçekleştirdiği projeler daha da önemli hale gelmektedir. TİKA, Balkan coğrafyasında bulunan 11 Program Koordinasyon Ofisleri aracılığıyla eğitim, tarım, sağlık ve istihdama yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. Bütün bunların yanında, ortak tarihimiz ve geçmişimiz olan Osmanlı Devleti´nin Balkanlar´daki çok kültürlülüğün ve birlikte yaşamanın nişanesi olan eserlerinin restorasyonunda da TİKA büyük rol oynamaktadır. Allah´ın izniyle 24 Haziran´dan sonra Türkiye, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte daha güçlü, daha etkin mekanizmalarıyla, din, dil ve ırk farkı gözetmeksizin gönül coğrafyamızın ihtiyaçları ve sorunlarıyla çok daha yakından ilgilenecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettikleri gibi farklılıklardan güç alarak yükselen bir Balkan ruhunu hep birlikte inşa edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Balkanlar´ın çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli yapısı çatışmaların ve kargaşa ortamının değil, huzur ve barışın, birlikte yaşamanın sembolü olmadıkça dünya barışının da mümkün olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Balkanlar´daki kardeşlerimizin ayağına diken batsa, Anadolu´nun bağrına bir hançer saplanır" şeklinde konuştu.

"Balkanlar´da pek çok farklılıklar zenginlik örneği olarak ifade edilmektedir"
TİKA Başkanı Serdar Çam ise, Balkanlar´ın birçok acı ve sıkıntının yaşandığı bir yer olmasına rağmen çok özgün bir bölge olduğunu anlatarak, "Balkanlar´da pek çok farklılıklar zenginlik örneği olarak ifade edilmektedir. Din, dil, ırk olarak ama beraberce nasıl yaşanılabiliri bu topluluklar çok güzel bir şekilde başarmıştır, dünyaya örnek göstermiştir. Bugün bakıldığında marjial hareketlerin, radikalizmin, terörizmin ve birçok dünyadaki başta yakın coğrafyamız Ortadoğu´da olmak üzere yaşanan hadiseler olduğundan birçok devletin, hatta büyük devletlerin Balkanlar´ın örnek alması gereken mesajlar vardır" değerlendirmesinde bulundu.
Balkan tarihinde yönetim kabiliyeti yüksek birçok kişinin yetiştiğini söyleyen Çam, Osmanlı´da da pek çok noktada iyi idareciler yetiştiğini, Afrika, Mısır ve tüm diğer bölgelerde Balkan kökenli paşaların orada görev yaptığını, o bölgeyi imar ettiğini ifade etti. Balkanlar´da cami, medrese, köprü gibi kültürel varlıkların yanında kıyafet, yemek kültürü, inanç ve dillerinin de korunmasının herkesin ortak sorunu olduğunu vurgulayan Çam, TİKA olarak bütün bu ortak sorunların çözümüne de destek verdiklerini anlattı.
Toplantıya Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Muhammet Savaş Kafkasyalı, Balkan ülkesinden bilim adamları, akademisyenler, din adamları, STK temsilcileri de katıldı. İki gün sürecek program kapsamında "Tarih, Kimlik ve Kültür" konulu panel ve stratejik çalıştay yapılacak. "Balkan Tarihinde Temel Kırılmalar" başlıklı ilk oturumda Balkanlar´ın tarihindeki önemli dönüm noktaları ve bu dönüm noktalarının getirdiği değişiklikler tartışılacak. "Balkanlar´da Çok Kültürlülüğün Sürekliliği" başlıklı ikinci oturumda, bölgenin geçmişten bugüne sahip olduğu çok kültürlü yapının korunmasını sağlayan unsurlar ortaya konacak. "Balkanlar´da Doğal ve Kurgusal Kimlikler" başlıklı üçüncü oturumda ise bölgedeki toplumların sahip olduğu doğal kimliklerin bir arada var olmaya engel görülmeden yaşayabildiği dönemler ile bu doğal kimlikleri zedelemek maksadıyla üretilmiş kurgusal kimliklerin ön plana çıktığı dönemler ele alınacak. Programın ikinci gününde ise Balkan ülkelerinden gelen katılımcılar ve Türkiye´den katılan uzman akademisyenler çalıştay düzenleyecek ve Balkanlar´ın geleceği hakkında görüşlerini paylaşacak.