Büyükşehir´den `kamu yönetiminde etik´ eğitimi


Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından 25-31 Mayıs Etik Haftası dolayısıyla `Kamu Yönetiminde Etik Davranış ve Değerler Eğitimi ve Etkinliği´ programı düzenlendi.
Kongre ve Sergi Sarayı´nda düzenlenen etkinliğe, Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Hasan Gökbel, Mustafa Kemal Çokakoğlu ve Hasan Gubaroğlu, Mersin Üniversitesi (MEÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Taşkıner Ketenci, MEÜ öğretim üyeleri, daire başkanları ve belediye personeli katıldı. Etkinlikte konuşan Hasan Gökbel, "Bildiğiniz gibi Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak etik kültürünü daha fazla, daha geniş kitlelere, personelimize nasıl yayarız anlamında birçok çalışmamız olmuştu. Bu çalışmalarımızı yıl içerisinde ilçelere de taşıma suretiyle, oradaki personelimize de izlettirme amacındayız. Ben etiğin bir kurum kültürü olduğunu, belli ilkeleri olduğunu söylemek istiyorum. Ama tabi ki Taşkıner hocam gibi bu işin üstadı aramızdayken ben etikle ilgili fazla bir şey söylemeden sözü ona bırakıyorum" dedi.
Kamu Yönetiminde Etik Davranış ve Değerler Eğitimi etkinliğinde, bir etik söyleşisi gerçekleştiren Prof. Dr. Taşkıner Ketenci, etik sözcüğünün 1990´lı yıllardan itibaren hayatımıza daha yoğun bir şekilde girmeye başladığından bahsederek, "Etik bir felsefe disiplinidir. Teorik felsefenin başlıklarından bir tanesidir. Ama 1990´lardan itibaren bütün dünyada ve ülkemizde de yavaş yavaş adı anılır olmaya başlandı. Son 10-15 yıldır da çok popüler oldu. Dünya değişiyor ve değişen bu dünyanın içerisinde bildiğimiz, tanıdığımız kurallar, ölçütler, normlar bizim hayatımızı sürdürmemize yetmiyor" diye konuştu.
Ketenci, etik sözcüğünün kullanılmaya başladığı dönemi anlatarak, felsefenin bir disiplini olarak etik kavramının, eylem nedir sorusuna yanıt verdiğinden söz etti. İnsanları birbirinden ayıran şeylerin olduğu kadar, onları birbirine bağlayan şeylerin de var olduğunu dile getiren Ketenci, "Bütün yaptıklarımız, eylemlerimiz, hareketlerimiz içerisinde acaba bizi birbirimize bağlayan şeyler nedir sorusuna odaklanırız. Bu salonda muhtemelen hiç Japon yok, hiç Alman yok, Fransız yok, Tibetli var mı aramızda? Yok. Bu salondakilerin hepsi üç aşağı beş yukarı birbirini tanıyan, aynı coğrafyanın insanları. Ama bu salonda birbirini tanıyan bu kadar insanı birbirinden ayıran ne kadar çok şey var düşünsenize. Sadece bizi birbirimizden ayıran şeyler mi var aramızda? Bizler sadece birbirinden uzak mesafelerle ayrılmış varlıklar mıyız? Değiliz. Bizi birbirimizden ayıran şeyler olduğu kadar, daha fazlasıyla bizi birbirimize bağlayan şeyler vardır. Değer felsefesi ve etik pragmatiği bizi birbirimize bağlayan ortak değerleri ele alır" şeklinde konuştu.
Önyargıları ile yaşayan insanların, birbirleri arasında etik ilişkiler kuramayacağını vurgulayan Ketenci "Biz insanlardan dürüstlük bekleriz, siyasetçiden dürüstlük bekleriz, esnaftan dürüstlük bekleriz, Alman´dan dürüstlük bekleriz. Kim olursa olsun sözüne güvenilir insanları, namuslu insanları, aklı başında, olgun insanları, tutkusunu kaybetmemiş, heyecanlı insanları severiz. Felsefenin bir disiplini olarak etik bizi birbirimize bağlayan bu türden değerleri anlatır. Bütün bu değerleri öğrenen insan, büyün bu değerleri hayatına nakşetmeyi başarmış insanlara ulaşmaya çalışır. Önyargılarımızla yaşayarak birbirimizle aramızda etik ilişkiler kuramayız. Çünkü bir kişini ne giydiği, kafasına ne örttüğü, hangi dili konuştuğu, onun nasıl bir kişi olduğu hakkında fikir vermez bize" ifadelerini kullandı.